2 Temmuz 2011 Cumartesi

Emzik bırakma maceramız sıkıntısız atlatıldı!




Emzik bırakma-1

(Pazartesi-27 Haziran-Siteye yazdıklarımdan alıntılar)

Ağlama krizi ve memesiz uyku

Emzik bırakma uğraşımızda malum Ela'ya bir hikaye arıyordum. Aradığım figüranı bir gün önce gittiğimiz parkta bulmuş oldum. Annemlerin oradaki parkta iki minik civciv sevmişti.
Hazır yıllık izin almışken bu hafta bu işi halletmeye karar verdim. Pazartesi sabah uyandığında TV'de bir bebeğin ağzında meme gördü ve hemen emziğini istedi. Gittim hemen kestiğim memeyi 'Ela sen büyüdün artık senin memen artık bu' dedim. İnceleyip, ağzına aldı ve hiç hoşuna gitmedi. Bana geri vererek 'bebenin' dedi:)) üzerine gitmedim. Öğlen 1 gibi uyutma çabaları başladı ve uyuturken hikaye anlatmaya başladım. 'Kızım hani parkta gördüğümüz civcivler vardı yaa onlar hem çok acıkmışlar hem de çok uykuları gelmiş (duygu sömürüsü yaparak ama:))  onlara senin memeni verdim. Ama onlar da ucunu biraz yemişler' diye hikaye anlattım. Hiç tepki vermedi ama dinledi. Bu arada memesini bir çıkarıyor bir takıyor..
Derken Ela sultan ben evde olduğum için midir, yoksa memesini beğenmediği için midir bilmiyorum bi türlü öğlen uykusuna dalamıyor. Zaten normalde de çok zorlanıyordu. Neyse öğleden sonra saat 5'e kadar uyuyamadı. Uyku saati de geçince zıvanadan çıktı ve ağlama krizine girdi. Hiç bu kadar ağladığını hatırlamıyorum ama. Öyleki sallamak zorunda kaldık ve uyuttuk. 7 gibi uyandı. Akşam arabada kendi kendine hikayesini babasına anlattı, şok olduk:)) 'Memesine baka baka ödekk ısırmış' diye babasına anlattı :))
Gece ne yapacaz diye feci tırsıyordum. Akşam rutielimiz süt ve ardından meme şeklindeydi. Meme aklına gelmesin diye süt vermedim ve o da meme istemedi. Şok şok memesiz uyudu ve bütün gece uyanmadığı için memesini de istemedi:)) hehehe
ilk günümüz işte böyle geçti; önce ağlama krizi, sonra memesiz uyku..

Emzik bırakma-2



Kesik emzikli ikinci günümüz ağlama krizini saymazsak fena geçmedi. Gündüz yine istemedi, gün içinde aklına bile gelmedi. Fakat öğlen uykusuna geçmekte yine zorlandı. Ben evde olduğum için uyumadığını düşündüğüm için biraz dışarı çıktım, fakat yine işe yaramadı. Uyumadıkça saati kaçtıkça yine zıvanadan çıkan ela, en sonunda 3.30 gibi ağlayarak zar zor uyumuş..
O kadar ağlamışki akşam saat 6.30'da uyandı. Gece ise halasından dönüşte sütünü verdim, memesini istedi arabada. Fakat eve çıktıktan sonra aklına gelmedi. Gece ağlayınca verdim sadece.
Kesik emzikli meme hoşuna gitmese de işine yarıyor. İyi birşey mi kötü birşey mi yakında anlayacaz:)))

bu arada ördek ısırma hikayesinden hiç söz etmiyor artık. olayı benimsedi sanırsam:))

mücadeleye devam..

Emzik bırakma-3

3. günümüzde Ela çok rahattı. Hem bütün gün emzik sormadı hem de öğlen uykusuna çok rahat daldı. Fakat gün içinde hiç sormaması ben de şüpheler yarattı:)) O rahattı ama ben değildim; içine mi atıyor, dert sahibi mi ettim çocuğumu diye bütün gün hayıflanmakla geçti:))
Netekim gece yatarken de uyka arasında da hiç istemedi.

Bu sabah kalktığında ise maalesef tamamen unuttu, artık keyif almıyor diye emin olmaya başlamışken kalkar kalkmaz memesini aradı. Getirdim ama hatırlattım 'annecim hani ördekler ısırmıştı ya' dedim. Vermem dedi, sonra 'benim değil ördek' dedi kendi kendiyle çelişkiler yaşadı. Biraz sonra hemen unutturup elinden aldım zati..
 

Emzik bırakma-4

Emziksiz 4. günümüz fena geçmedi. sanırsam yavaş yavaş alıyor. Artık gün içinde istemiyor emziğini. Ya sabah kalktığında ya da süt içerse ardından gece istiyor.
Perşembe sabah kalkar kalkmaz memesini aradı. Getirdim ama hatırlattım 'annecim hani ördekler ısırmıştı ya' dedim. Veyymem dedi, sonra 'benim deeiil öyydek' dedi kendi kendiyle çelişkiler yaşadı. Biraz sonra hemen unutturup elinden aldım zati..
Gün içinde hiç istemedi. Akşam ise parktan dönerken süt içti ve ardından önce memesini istedi, fakat ısrar etmedi. 5 dk sonra tekrar isteyince verdim fakat arabadan inerken aldım ve bi daha vermedim. gece de istemedi...


iyi gidiyoruz iyi...

kesik emzik işe yarıyor kızlar... hadi bi cesaret edin siz dee!...
 

Emzik bırakma-5

 
Emzik maceramızın 5. gününü de olaysız geride bıraktık. Çok şükür biz bu işi sıkıntısız hallettik. Sıra geldi bezsiz bebeğe:)))
Cuma günü de bütün gün meme istemedi. Biz düğüne gideceğimiz için Ela'ya ilk defa bakıcısının kendi evinde bakmasına müsaade ettik. (Bu kararı almak pek zor oldu) Kahvaltı sonrasında gittiler. Öğlen uykusuna çok rahat dalmış. Akşam biz gidene kadar orada uyuduğu için gece de orada kaldı. İki kere uyanmış, ikinci uyandığında krize neden olmamak için memesini vermiş. Fakat sabah hiç sormamış..
Bu arada onu bırakmak çok zor geldi. Her ne kadar Ela sultan çok mutlu olsa da bana çok koydu...

Bundan sonra -an şartlarına bağlı olarak- bir krize neden olacağını düşünmezsem  isterse memeyi vermeyi düşünmüyorum.

Sıradakilere başarılar..

Mülkiyetçilik tavan, paylaşım sıfır! 

Ela son günlerde kesinlikle hiçbirşeyini paylaşmak istemiyor. Özellikle kendi yaşıtlarıyla oynarken inanılmaz derecede ‘ben’ merkezli oldu. Herşey kendisinin sanıyor. Bunun normal olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle bir süredir Bekir ile evde Ela’ya paylaşmanın güzel bir şey olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama bunu direk elindeki alıp, diğerine vererek değil de paylaşımın güzel olduğunu söylüyoruz. Mesela evde tek olduğu için bunu oyuncaklar üzerinde uyguluyoruz. Ayrıca elindekini bize her verdiğinde abartarak seviniyoruz. Doğrudur umarım yaptıklarımız??
Mesela önceki akşam ahşap puzzle’nın oltasını kesinlikle pinokyo'ya vermedi.. vermemek için ağladı.
Empati yapmak ne zor yaa..

1-3 yaş arası özellikle 2 civarı, çocukların "benim" kavramını keşfetme dönemleriymiş. Onlara göre herşey onlarınmış. Önce sahiplenirlermiş. Dolayısıyla, bu yaş aralığındaki çocuğa "paylaş" dememek gerekiyormuş. Fakat biz direk paylaş demiyoruz, fakat paylaşmanın güzel olduğunu işliyoruz kafasına. Belki bi gün anlayacak:))

Biz bir de ayrıca "Sırayla oynama" kavramını öğretmeye çalışıyoruz. Oyuncağı için ağladığında "evet bu oyuncak senin şuanda oynayabilirsin, fakat daha sonra arkadaşına verebilirsin" diyoruz. Kreşte de böyle öğretiyorlarmış.

Kız bebeklerini hiç sevmiyor

Bu aralar özellikle kız bebeklerine çok gıcık oluyor. Babasının iki bebek macerası da başarısızlıkla sonuçlandı. Zeynep bebeğin elindeki biberonu vermedi diye kolunu çıkardı, diğer lahana bebeğin yüzüne bile bakmıyor. Üçüncü bebek sindrellaya karşı biraz daha sempatiyle yaklaşıyor. Kitabındaki bella'ya benzetti, fekat onunla da macera acı sonla bitti; yüzüne bile bakmıyor. Sanırım kıskanıyor:)))

20 Aralık 2010 Pazartesi

Renkli haftasonu; biraz acılı, biraz partili:)))






Renkli bir haftasonunu geride bıraktık. Cuma günü babamız berbere gittiği için yavruyla başbaşaydık. Fakat ela sultan elinde mandalina ile TV izlerken ayağa kalkmaya çalışınca olanlar oldu. Yavrum dönerek ayağa kalkacaktı ki dengesini kaybetti, elinde de mandalina olduğu için tutunamadı ve yüzünün üzerine düştü. Çok kanadı, çok ağladı yavrum. Anında buz tuttum ama o kadar ağladıki, susturmaya çalışmaktan buzu tutamadım. Bir acıyo demesi vardı ki anlatamamL(( Allahtah akşamdan elif ablası ve mert abisi bize gelince biraz olsun keyfi yerine geldi.

Cumartesi günü ise elif ve mert noel babadan hediye alacakları için çok heyecanlıydılar. Aksine ela öğlen uykusuna geç yatıp kalkmayınca ve trafik de olunca Cevahir’e ancak 4 gibi gidebildik. Daha önceden tanıdıklarımla biraz sohbet, yeni tanıştığımız arkadaşlarla ayak üstü sohbet, elanın peşinden koş, noel babadan hediye al derken yorucu da olsa keyifli bir partiyi geride bırakmış olduk. Fotoda da görüldüğü gibi ela biraz noel babadan korktu. Ama hakkı da vardı. Zira noel baba korku filmlerinden fırlamış gibiydi:))
Akşama ise babaanneye aşure  yemeğe gittik.

Haftasonunun en tatsız olayı ise yine arabaya hırsız girmesiydi. CD çaları sökmüşler L( Baba Pazar akşamı bi de onlarla uğraştı..


Annelik ve mükemmellik
Biraz yakınından da geçsem olur aslındaJ)

Bu arada geçtiğimiz hafta güzel bir haber yakaladım. Başkanla röportajım çok beğenildi. İş dünyasındaki başarımın paraya dönmesini ve annelik konusunda da sürmesini diliyorumJ)) Ne var ki hamile kalınca bambaşka dünyanın içinde kaybolmuş durumdayım. Bir sihir yapıp, Nurturia’daki tecrübeli bütün annelerin tecrübesini almayı, iki çocuk büyütmüş gibi tecrübeli ve rahat olmayı isterdim. İstediğin kadar oku, istediğin kadar gözlemle sonuçta teorik bilgilerle sınırlı kalıyorsun ve bunun pratikte buluştuğu nokta bir ‘canlı’ olunca tıkanıyorsun. Yani yaşarak tecrübe edinmekten başka bir yolum yok bu yoldaJ))

1 Aralık 2010 Çarşamba

Olmaya devlet cihanda babişimin bir nefes sıhhati gibi ;) (babiş)

Yavrum iyileşmeye başladı

Kurban bayramı sonrasında bebeğim çok hastalandı. Günlerce ateşler içinde yandı, annesi babası günlerce uykusuz kaldı. Yavru aç susuz gözler baygın baygın gezindi durdu. Ama Ahmet amcasının vurduğu iğneler sonrasında yavru kendine geldi. Önce ateşi düştü, sonra öksürük biraz azaldı. İştahı da yavaş yavaş açılıyor. Çok şükür toparlıyor..
Bu sabah öyle güzel uyandıki gözümde tütüyor yavrum. Sabah kalkar kalkmaz yatakta oynamaya, kendi kendine konuşmaya başladı. Sonrası annesini uyandırdı, öyle güzel güldüki annesinin bütün gün içi sızladı..
Çok özledim yavru seni.. inşallah erken çıkabilirim..
Bu arada 6-8 aralık amsterdama gidiyorum
Hasretine nasıl dayanacam hiç bilmiyorum…

Yavru bebek çok seviyorum seni…
Anniş….

9 Kasım 2010 Salı

Bebeğim bugün tam 15 aylık oldu

Yavru kuş bir yaşından sonra çok değişti. Büyüdüğünü, söylediklerimizi anladığını görmek çok güzel. Artık onu küçük biri olarak görmüyorum. isteklerini, derdini anlatması o  kadar güzel geliyorki. Benden süt istemesi, salıncağa binen çocuğa inmesi için bağırması, baloncu görünce "baboooooonnn" diye tutturması, kendi iradesiyle hareket etmesi beni büyüdüğüne ikna etti prensesin. Gerçi benim cadının pek prenses olduğu söylenemez, özellikle istediğinin yapılmadığını görünce J)) 

yavru bebeğim tamı tamına 15 aylık oldun. Anne-baban senin için ölür. Çalışıyoruz ama aklımız beynimiz gönlünümüz kalbimiz hep sen de.. seni çokkk seviyoruz…

babiş: berbere gidemiyorum kızımla geçireceğim zamanımdan kaybedeceğim diye yahu, papaz gibi oldum resmen :)))) ama kızım beni böyle de çok seviyor ;) 

sürekli ağzında
e haklı tabii prenses
alt tarafı bir hecenin iki kez tekrarı
ama yüzüne bakma, anlamazsın
baba mı, bobo mu, bay bay mı dediğini
hepsinin fonetiği aynı prensesimin dilinde
gel gör ki çoğunda gözleri büyüyor sanki, 
dudakları kıvrılıyor yay gibi
kocaman bir gülümsemeyle 
ba-ba derken tutkuyla
nasıl aşık olmaz bir adam
bu yürekten geldiği apaçık sevgiye...





1 Kasım 2010 Pazartesi

Ela artık yerinde durmuyor :)


Kızım tamı tamına 13  ay 20 günlük oldu. Artık yürüyor bebeğim. Öyle güzel bi süreçki yürümeye çalışması, badi badi yürümesi ve tabii pat diye düşmesiJ)) fakat tabii çok tehlikeli bir hal aldı artık ela’nın yürümesi. Hergün bir yerini vuruyor, düşüyor, yaralıyor. Ee onu koruyacam, kollayacam diye peşinde koşmaktan hipodram atlarına döndük. Bu hafta sonu da öyle geçti diyebilirim. 29 ekim nedeniyle Cuma günü evdeydik ve elayı doktora götürdük. Burnu çok akıyordu ve bi türlü geçmiyordu. Yine antibiyotik verdi, ama biz kullanmadık. Çok etkiliyor bebişi çünkü. Ama sanırım bu akşam kullanmaya başlayacaz. Kabızlığı için de bol bol meyve ve sebze yemesi gerektiğini söyledi. Yavru 80 cm olmuş, çok uzun buldu Dr. Ahmet amcası. Kilosu da 10.300 kg. yaşa göre kilo süper, boya göre zayıfmış. Neyse takılmıyorum ben artık bunlara..

Bu arada babası ile evdeki işlerimizi halletmek için elayı halasına bıraktık. Halası ve doktor arası  3 dakikalık mesafede kucağımda bir uyuması vardı, süperdi. Sanırım rekor kırdı, en hızlı uyuma dalında J)

Doktor sonrası halası, ecem ablası ve erdem abisinin yanına Cevahir’e gittik. Yemek yedik..Ela oyuncakçı dolaşmaya bayılıyor artık.. oyuncakçılarda tanıdıklarını görünce çıldırıyor keyiften. Tanıdıkları arasında en çok seviştikleri miki, mini ve tabii ki caillou J)) babasının kucağında dolaşırken ayyyyuuuuu, ayyuuuuu diye bağırarak babasını ters istikamete çevirmeye çalışması ve caillou’yu göstermesi unutulmayacaklar arasına girdi J

Cumartesi ise Doğukan abisinın maçı vardı. (GS -altyapı) abisinin kaleci olmasına rağmen maç boyunca gol gol diye bağırdı yavru. Pazar günü abisi bizi çok gururlandırdı, turnuva şampiyonu oldular, üstüne bi de en iyi kaleci ödülünü aldı..

O gece Elayı anneanneye bıraktık. Çok tereddüt ettik bırakıp bırakmamakta. Çünkü ilk defa annesi ve babası olmayacaktı yanında. Gece uyutup çıkmayı planladık fakat en son saat 12:00’de hala uyumayınca resmen kactıkJ) zati arkamızdan da hemen uyumuş. Ve şükürler olsunki sabah 8.30’a kadar uyumuş, fakat teyzesini uyutmamış bütün gece.. o kadar çok dönüyorki yavru uyutmuyor tabii. Pazar günü bütün gün teyzesi baktı. Babasıyla akşam almaya gittiğimizde  bizi görünce nasıl sevindi yavru yaa. Ama siz misiniz beni bu zamana kadar terkeden diye gece 1’e kadar uyumadı uyutmadı J


22 Ekim 2010 Cuma

ELA'dan karışık:))

                                                    Balık nemo'ya babasıyla mama veriyor


                                   İlk başlarda nemo'nun mamasını kendi ağzına götürüyordu.
                                   kızım onun maması olduğunu anladığında ise nemo öldü:(((

Babiş: İlk birkaç kez balığına mamasını vermek için kızımı kucağıma alıp "birinci çekmece" !!:)) ye gittim ve mamasından bir tane alıp kızımın balığa atmasını istedim. iki üç kez  kendi ağzına atmaya çalışsa da ardından öğrendi onların nemo'nun maması olduğunu prensesim.. üçüncü gündü galiba; "kızım Nemo'ya mamasını verelim mi?" dedim salonda otururken. ellerini tutturdu bana aceleyle, arkasını döndü ve koşar adım "birinci çekmeceye" gitti prensesim :) 






                                                         Süslü Ela, anasına nasıl da bakarmış:))



Body worlds çıkışı. Ela müzeyi gezerken çok şaşırdı. AAA deyip durdu:))





ela'nın salıncağında uyuduğu nadir anlardan


ne umutlarla almıştım bu salıncağı.. orada çok nadir uyudu. ama sonradan sallanmayı sevdi allahtan.




AAAAA-ota boka şaşırıyor yavrum. ee haklı ne de yeni keşfediyor herşeyi




son günlerdeki favori hareketi. aaa diyerek şaşırıyor ve elini kapatıyor:))





ela artık parkta vakit geçiriyor


kızım artık sallanmayı ve kaymayı çok seviyor





banyosunu yaptı, tchibo pijamaları  giydi, misler gibi oldu kızım:))


gaza gelmem dedim:)))ulann bir pijamaya 30 lira mı verilir dedim.
16 liraya aldığım polar küçük gelince el mahkum tchibo pijaması sahibi olduk:)))